Kelimelerin okunurken nefes alması gibi bir şey,
Aramak.
Uzağında çok uzağında birinin resmini,
Geceleri denizlerin yakamozlarında çizmeye çalışmak.
Ağlamamak için direnmek, sürgün edilmek, yok sayılmak.
Sözsüz şiirleri bulmak örneğin.
Hayalini her görüşünde, bağıra bağıra şaha kalkmak.
Ağlayışın, gülüşün, sevmenin adı yok.
Sadece o.
Uzağında bir rüyanın.
Kıvrılan ve uzağa giden yolların.
Hep hüzüne çalması.
Seni seviyorum Leone.
Ey büyük ve uzak şehir.
İncitmemesi için dilimin seni.
Suskunluğu öğrendim.
İçimden durmadan sayıklıyorum.
Düş müdür gerçek, yoksa gerçeğin ruhsuz satırlarımı.
Leone.
Dilim lal belki.
Ama durmadan heceliyorum.
Seni seviyorum, seni seviyorum, seni seviyorum.
16 Ocak 2011 Pazar
12 Ocak 2011 Çarşamba
en uykusuz mesaj:))))
Mutii, Mutiiii:)
Beni bu halimle çektiğin için çok teşekkür ederim.
Şu an uykulu gözlerle bana saf saf yeter artık odama gitmek istiyorum diye bakıyorsun...
Elbisemi niye aldınn?
Bunun pismikop Eros için yaptığını biliyorum ama...
Değmez Muti, gel gurban olduğum geç bu sevdadan.
Annenleri ikna et, kaç bana Milas'tan:)
Babanı ikna et, en kısa zamanda rejıme başla...
Eros seni almıycak, ev de kalmış bir yazar kurusu olcaksın.
Gel bana Muti, kelepir öğrenci evi.
Sibel Abla'nın mantıları, kaçırılmayacak olan diziler. Bitmeyen ödevler. Hidayete erme arzuları.
Muti gellll:)
Yzn:
Agustos böceğin, karıncam:)
Beni bu halimle çektiğin için çok teşekkür ederim.
Şu an uykulu gözlerle bana saf saf yeter artık odama gitmek istiyorum diye bakıyorsun...
Elbisemi niye aldınn?
Bunun pismikop Eros için yaptığını biliyorum ama...
Değmez Muti, gel gurban olduğum geç bu sevdadan.
Annenleri ikna et, kaç bana Milas'tan:)
Babanı ikna et, en kısa zamanda rejıme başla...
Eros seni almıycak, ev de kalmış bir yazar kurusu olcaksın.
Gel bana Muti, kelepir öğrenci evi.
Sibel Abla'nın mantıları, kaçırılmayacak olan diziler. Bitmeyen ödevler. Hidayete erme arzuları.
Muti gellll:)
Yzn:
Agustos böceğin, karıncam:)
9 Ocak 2011 Pazar
Kusku
Kara şehirlerin mekteplileri
Hışımla yuvalarından karınca sürüleri kusan
Bağırlarından her birinin,
En az benim kadar ağır yük.
Günah ve dehliz kadar suskunluk
Kusuyor Sierra Lone,
İmlasız küfürlerin en zehirli hışmını.
Yılkılıklar kadar başı boş
Yeni doğan körpenin
Ağzındaki pamukçuk kadar, su.
Bakmayın, bakmayın öyle balkonlarınızdan sessiz.
Hırsla harç karılan, o fil dişi kullelerin muazzam köleleri.
Bakmayın, siz beceremediniz.
Mazemelerinizi toplayın ve defolup gidin.
Ah Sierra Lone.
Söyle sen.
Söyle sen.
...
Hışımla yuvalarından karınca sürüleri kusan
Bağırlarından her birinin,
En az benim kadar ağır yük.
Günah ve dehliz kadar suskunluk
Kusuyor Sierra Lone,
İmlasız küfürlerin en zehirli hışmını.
Yılkılıklar kadar başı boş
Yeni doğan körpenin
Ağzındaki pamukçuk kadar, su.
Bakmayın, bakmayın öyle balkonlarınızdan sessiz.
Hırsla harç karılan, o fil dişi kullelerin muazzam köleleri.
Bakmayın, siz beceremediniz.
Mazemelerinizi toplayın ve defolup gidin.
Ah Sierra Lone.
Söyle sen.
Söyle sen.
...
3 Ocak 2011 Pazartesi
doğunun kafkası.
oguzhan öteki çocuklar evden çekildiğinde; o garip adamlığıyla durup, bir an için gözlerime baktı.
niçin yazıyorsun?
yüreğimde taşımadıklarım için, diye cevap verdim.
tam olarak inanmadığı her halinden belliydi, üstelemenin ne anlamı var.ben de bilmiyordum bu sorunun cevabını. sustum.
gitti kütüphanesinden bir kitap getirdi.
bu adamı tanıyor musun, diye sordu.
hayır, dedim.
okuyacağım dinle, dedi.
'' o kadar çok aradılar ki memurlar güzeller güzeli güvercini. onun küçük bir boşluk olduğunu gösterdiler muhtara''
bir kaç sayfa,bir kaç sayfa...
ben de ''tık'' yok.
işte böyle dedi.
bir kaç gün sonra geç kaldığım bir ders başında, hocanın ellerinde satırları.
sınıfta nefes alan tek bir varlık yok.
bitirdi hoca satırlarını. döndü ve bize baktı.
okurken ızdıraptan yüreğim parçalandı dedi.
mantığa sığmayan bir huzursuzluktu bu.
küçük bir memurun, böylesi müthiş satırları yazabilmesindeki düş gücü.
dehşet uyandıran.
müthiş bir şey.
hasan ali toptaş, kesinlikle keşfedilmesi gereken.
büyüsüyle baş döndüren bir hipnozcu.
niçin yazıyorsun?
yüreğimde taşımadıklarım için, diye cevap verdim.
tam olarak inanmadığı her halinden belliydi, üstelemenin ne anlamı var.ben de bilmiyordum bu sorunun cevabını. sustum.
gitti kütüphanesinden bir kitap getirdi.
bu adamı tanıyor musun, diye sordu.
hayır, dedim.
okuyacağım dinle, dedi.
'' o kadar çok aradılar ki memurlar güzeller güzeli güvercini. onun küçük bir boşluk olduğunu gösterdiler muhtara''
bir kaç sayfa,bir kaç sayfa...
ben de ''tık'' yok.
işte böyle dedi.
bir kaç gün sonra geç kaldığım bir ders başında, hocanın ellerinde satırları.
sınıfta nefes alan tek bir varlık yok.
bitirdi hoca satırlarını. döndü ve bize baktı.
okurken ızdıraptan yüreğim parçalandı dedi.
mantığa sığmayan bir huzursuzluktu bu.
küçük bir memurun, böylesi müthiş satırları yazabilmesindeki düş gücü.
dehşet uyandıran.
müthiş bir şey.
hasan ali toptaş, kesinlikle keşfedilmesi gereken.
büyüsüyle baş döndüren bir hipnozcu.
30 Aralık 2010 Perşembe
Müfit gel yüzüme tükür!
Zamanın birinde aynaya bakmayı iş sayan bir adam varmış. Adam aynaya baktıkça kendine dair hülyalar kurar, bir an için olursa, nasıl kelli felli bir adam olacağını düşünür (müş)
Eğer dermiş, bir gün bir kız severse beni, şöyle bak bakarım... Yok yok olmadı böyle bakarım der (miş) Bir gün der(miş), iyi bir işim olurda çalışır para kazanır(sam), şöyle kazanırım, yok yok böyle kazanırım der(miş)
Adam aynanın karşısında geçip, kendiyle ilgili hayaller kurara kura tamı tamına beş yıl geç(miş). Müfit ne zengin olabil(miş). Ne de doğru düzgün bir kızı sevebil (miş)
Kıza dokun(muş), kız tuz buz ol(muş) Paraya dokun(muş), çalışası gelme(miş) Birileri gelip gitmiş sürekli o aynaya bakarken; yahu durun ilhamım geliyor, bu çarkı döndüreceğim siz engel oluyorsunuz diye diye, geceleri gündüzleri devir(miş)
Olamayan sevgiliyi öp(müş) olmayan paraları say(mış) O kadar çok olmayan biriktirmiş ki düşünde, hiç olmamışlar...
Yahu böyle olmayacak; iyisi mi ben bu olmayanları yaza yaza satıyım de(miş)
Biraz uğraşmış alan olmamış, biraz uğraşmış az para vermişler.
Biraz uğraşmış, yüzündeki tüm hayallerin yerini şapşal bir ördek al(mış)
Öyle aval aval bakıyormuş ki aynaya. Dur demiş... Dur ben bunu kimseye çaktırmayayım.
Sonradan koşa koşa gitmiş, maske dükkanına. Kendine allı şanlı, çeşit çeşit maskeler almış.
Yer yer güzel mi güzel bir prenses, yer yer güzel mi güzel bir delikanlı oluver(miş) Kahramanlık türküleri duymaya görsün, hemen alırmış yiğit suratı, yüzüne geçirdiği gibi cenge çıkar(mış)
Bir çok zaman geçmiş bizim Müfitin zamanlarında uzanan. Müfit o denli alışmış ki maskelerine, onlara inanmaya, kendi esase yüzünü unutmaya başla(mış)
Yavaş yavaş çürüdüğünü görmüş bir gün düşünde Müfit. Üstelik içide başka bir ayna meraklısı bağrınıyormuş ona bu olayı duyurmak için.
Oğlum Müfit senin maskeler ''çürüdü''. Bittin oğlum sen... Şimdi kara kara düşün...
''İlk yüzün neydi senin?''
Bulduğun gün ötekileri çıkar, ben sana yenisini vereceğim demiş.
Müfit düşündeki maskaraya küsmüş sitem etmiş. Hiç hatrım kalmadı mı Hüseyin, niye böyle yapıyorsun bile de(miş)
Oralı olmamış Hüseyin. Ulan abuk suratlı, ikimiz de senin suratının ne bok olduğunu bilmiyormuyuz demiş.
Müfit sinirlenmiş sinirlenmesine amma, ayna artık epey eskimiş(miş) Çirkin gelmeye başlamış gerçekten de hem düşleri, hem maskeleri.
Bir gece uyanmış ki ne duysun gece karanlığında. Ulan Müfit git de aynaya tükür ''yüzünü bulduk'' demiş.
Müfit oralı olmasa da kalkmış, yine aynasına bakarken içi bir hoş olmuş. Yine tatlı hayallere dalacakmış ki, ses yeniden gelmiş.
Tükür ulaaan! Korkmuş Müfit...Merak etmiş Müfit... Bunalmış Müfit....
Ses yeniden gelmiş.'' Tükür ulan deyyus!'' Müfit gerinmiş, esnemiş, kişnemiş.
Başlamış tükürmeye...
Ulan Müfit olcağın bu muydu?
Ne aydınlattın yüzümüzü!
Ayna parladı, masklar çürüdü...
Tükür ulan... Tükür serseri!
Eğer dermiş, bir gün bir kız severse beni, şöyle bak bakarım... Yok yok olmadı böyle bakarım der (miş) Bir gün der(miş), iyi bir işim olurda çalışır para kazanır(sam), şöyle kazanırım, yok yok böyle kazanırım der(miş)
Adam aynanın karşısında geçip, kendiyle ilgili hayaller kurara kura tamı tamına beş yıl geç(miş). Müfit ne zengin olabil(miş). Ne de doğru düzgün bir kızı sevebil (miş)
Kıza dokun(muş), kız tuz buz ol(muş) Paraya dokun(muş), çalışası gelme(miş) Birileri gelip gitmiş sürekli o aynaya bakarken; yahu durun ilhamım geliyor, bu çarkı döndüreceğim siz engel oluyorsunuz diye diye, geceleri gündüzleri devir(miş)
Olamayan sevgiliyi öp(müş) olmayan paraları say(mış) O kadar çok olmayan biriktirmiş ki düşünde, hiç olmamışlar...
Yahu böyle olmayacak; iyisi mi ben bu olmayanları yaza yaza satıyım de(miş)
Biraz uğraşmış alan olmamış, biraz uğraşmış az para vermişler.
Biraz uğraşmış, yüzündeki tüm hayallerin yerini şapşal bir ördek al(mış)
Öyle aval aval bakıyormuş ki aynaya. Dur demiş... Dur ben bunu kimseye çaktırmayayım.
Sonradan koşa koşa gitmiş, maske dükkanına. Kendine allı şanlı, çeşit çeşit maskeler almış.
Yer yer güzel mi güzel bir prenses, yer yer güzel mi güzel bir delikanlı oluver(miş) Kahramanlık türküleri duymaya görsün, hemen alırmış yiğit suratı, yüzüne geçirdiği gibi cenge çıkar(mış)
Bir çok zaman geçmiş bizim Müfitin zamanlarında uzanan. Müfit o denli alışmış ki maskelerine, onlara inanmaya, kendi esase yüzünü unutmaya başla(mış)
Yavaş yavaş çürüdüğünü görmüş bir gün düşünde Müfit. Üstelik içide başka bir ayna meraklısı bağrınıyormuş ona bu olayı duyurmak için.
Oğlum Müfit senin maskeler ''çürüdü''. Bittin oğlum sen... Şimdi kara kara düşün...
''İlk yüzün neydi senin?''
Bulduğun gün ötekileri çıkar, ben sana yenisini vereceğim demiş.
Müfit düşündeki maskaraya küsmüş sitem etmiş. Hiç hatrım kalmadı mı Hüseyin, niye böyle yapıyorsun bile de(miş)
Oralı olmamış Hüseyin. Ulan abuk suratlı, ikimiz de senin suratının ne bok olduğunu bilmiyormuyuz demiş.
Müfit sinirlenmiş sinirlenmesine amma, ayna artık epey eskimiş(miş) Çirkin gelmeye başlamış gerçekten de hem düşleri, hem maskeleri.
Bir gece uyanmış ki ne duysun gece karanlığında. Ulan Müfit git de aynaya tükür ''yüzünü bulduk'' demiş.
Müfit oralı olmasa da kalkmış, yine aynasına bakarken içi bir hoş olmuş. Yine tatlı hayallere dalacakmış ki, ses yeniden gelmiş.
Tükür ulaaan! Korkmuş Müfit...Merak etmiş Müfit... Bunalmış Müfit....
Ses yeniden gelmiş.'' Tükür ulan deyyus!'' Müfit gerinmiş, esnemiş, kişnemiş.
Başlamış tükürmeye...
Ulan Müfit olcağın bu muydu?
Ne aydınlattın yüzümüzü!
Ayna parladı, masklar çürüdü...
Tükür ulan... Tükür serseri!